Haber Detayı
08 Temmuz 2019 - Pazartesi 02:04 Bu haber 4348 kez okundu
 
Tuğba Varol'dan Bülent Arınç’a açık mektup
''Sizin bu kişilerle diyaloğunuz vardır, kendilerine sorsanız ne yapmaya çalışıyorlar? Oturdukları koltukları kullanarak, sırf bu insanlar başka bir cemaate mensup diye cihad mı ilan ettiler? Evrensel hukuku neden uygulamıyorlar? Hukuku uygulamayacaklarsa, varsın tekkelerine dönsünler. Haksız mıyım?''
GÜNDEM Haberi
Tuğba Varol'dan Bülent Arınç’a açık mektup

 
Bülent Arınç’a açık mektup
 
Sn. Bülent Arınç,
Babacan hakkında teröre yardım soruşturması yürüten savcıya çağrı yaptınız ve uyarılarda bulunup “aklını başına al” dediniz. Ben de bu uyarınızdan cesaret alarak size bir mektup yazmaya karar verdim.  
 
Ben sizin bir meslektaşınızım.  Avukatım yani. Ama Türkiye’de duruşmalara giremiyorum, çünkü hakkımda yakalama kararı verdi savcı Hasan Yılmaz. Ofisi kapatmak zorunda kaldım. Şimdilerde mağdurlara hukuki destek veriyorum. Bu insanlar paralı müvekkiller değil. Bebeğiyle tutuklu kadınlar var, hasta tutuklular var, kocası tutuklu, kendisi çocuklarla dışarıda mücadele veren kadınlar var. Evine ipotek konulmuş, bankadaki parasına el konulmuş kişiler. Bazılarının anası babası Cumhurbaşkanı’nın çağrısına uyup sırt çevirdiği için bir de aileden darbe yemişler. Kimi yakınları da kendi başlarına bir şey gelmesin diye yan yana gelmeye dahi korkuyor bunlarla. 
 
12 Eylül sanıklarının avukatlığını yaptığınızı anlatmıştınız televizyonda. O zamanlar tutukluların avukatlığını yapmak riskli değildi. Bu süreçte hedefteki kişilerin avukatlığını yaparsanız, polisin “sıra sende, ayağını denk al” muamelesine maruz kalıyorsunuz. İfade için emniyete girince muhatap olduğunuz polis önce bir “avukat hanım/bey, ne yapacağınızı biliyorsunuz” der. Bunun anlamı açıktır: Sanık’ı itirafçı olması için ikna et..! 
Size biçilen görev budur yani.  Biçilenin dışında farklı bir tavır gösterip ağzına ne gelse konuşursan, hele hele hukuka aykırı delilden, masumiyet karinesinden, suçta ve cezada kanunilikten, suçların şahsiliğinden bahsedersen bir gece ansızın Soylu’nun adamları adreslerinizi basıp, sizi de yaka paça alır götürürler. 
Sebep mi? 
Sebep bir muamma işte, orası çok soyut. Avukatlıktan biriktirdiğiniz 3-5 kuruş da “evinde himmet parası ele geçirildi” diye AHaber’e malzeme olur. Sonra gel de “suçu olmasa kapısına polis gelmezdi” diyen akrabalara laf anlat. Geçen yıl bu soruşturmalardaki haksızlıklarla ilgili “cübbemi giyesim geliyor” demiştiniz. Bu ortamda açık konuşayım, cübbeyi giyip Hasan Yılmaz’ın, İrfan Fidan’ın, Serdar Coşkun’un, Bekir Altun’un, Fuzuli Aydoğdu’nun, İsmail Coşar’ın ve İskenderpaşa Tarikatı evlerinde yetişip memleketin adliyelerine dağılmış yüzlercesinin karşısına dikilip şüpheli ve sanıkların haklarını savunmak, tüm sistemi karşınıza almak demek. Diyeceğim o ki, riske girmeyip Arabuluculuk’a yönelmeniz kendi adınıza isabet olmuş.
 
Bizim dosyanın savcısı Hasan Yılmaz benimle birlikte binlerce avukatın soruşturmasını da yürütüyor. Adliyede önemli biri olduğu anlaşılıyor. Pek çok kritik dosyaya o baktı. Fethullah Gülen hakkında ilk tutuklama kararını o verdirtti, Hidayet Karaca’yı film senaryosundan o tutuklattı, Samanyolu TV ve Zaman Gazetesi’ne kayyım atanmasında onun rolü büyük. Epey önemli bir konumda. Adliye koridorlarında, İskenderpaşa Tarikatı evlerinde yetiştiği için gözde olduğu konuşuluyor. Tam konuşulmuyor da, insanlar birbirine fısıldıyor. Konuşmak öyle kolay değil çünkü.  
 
Tamam, İskenderpaşa’da yetişmiş olabilirsin ama, göz göre göre kanunlara takla attırarak (tabirimi mazur görün) masum insanları terör suçlusu yapmak, suç oluşturmayan fiillerinden dolayı insanları hapse atmak için nasıl bir motivasyonun var, anlamak mümkün değil. Hakeza bulamadığın kişinin akrabasını gözaltına almak, tüm sülalenin pasaportunu iptal etmek...
Bu fikirleri üniversitedeki hocalardan almaları mümkün değil, biz de aynı sıralardan geçtik, böyle bir şey yok çünkü.  Kitaplarda da yazmıyor bunlar. Bunları tarikat sohbetlerinde mi öğretiyorlar, bilemedim. 
 
Sizin bu kişilerle diyaloğunuz vardır, kendilerine sorsanız ne yapmaya çalışıyorlar? Oturdukları koltukları kullanarak, sırf bu insanlar başka bir cemaate mensup diye cihad mı ilan ettiler? Evrensel hukuku neden uygulamıyorlar? Hukuku uygulamayacaklarsa, varsın tekkelerine dönsünler. 
Haksız mıyım?
 
Son olarak Sayın Arınç, 
Mülakatınızda maaşınızın yarısını KHK’lılara vereceğinizi söylemişsiniz. Sanırım bu sözünüzle KHK’lılara yaşatılan haksızlıklara dikkat çekmek istediniz. Bülent Arınç gibi bir ismin yapması gereken maaşın yarısını KHK’lılara vermekle yetinmek olmamalı. Siz Cumhurbaşkanlığı yüksek istişare kurulu üyesisiniz. Yani Cumhurbaşkanı’nın istişare ettiği en yüksek organın bir üyesisiniz. Recep Tayyip Erdoğan ile kişisel yakınlık ve dostluğunuz da herkesin malumu. Durum bu iken, KHK’lıların mağduriyetini sonlandırmak için daha etkili şeyler yapabileceğinize inanıyorum.
 
Tuğba Varol / samanyoluhaber.com
 
Meslektaşınız,
Tuğba Varol
tugbavarol74@gmail.com
Twitter: @avtugbavarol
Kaynak: Editör:
Etiketler: Tuğba, Varol'dan, Bülent, Arınç’a, açık, mektup,
Yorumlar
Haber Yazılımı